Umut etmek, çabalamak ve başarmak...Bir süre öncesine kadar blogumun başlığını oluşturuyorlardı bu kelimeler. Aslında bir sürecin parçaları bunlar. Birini yapıyorsunuz tamamlıyorsuuz ve ikinciye öyle geciyorsunuz. İşte bu kısa süreç benim hayatımda izledigim bir yoldu kısa süre öncesine kadar. Blogumun adını degistirdigim zamandan düne kadar da bu üç kelime yine yön veriyordu yaptıklarıma. Neden şimdi degil derseniz. Bu bir beceriksizlik hikayesi.
Hikaye 1 sene öncesinde, ilk aşamanın hayata geçmesiyle başlıyor."umut ettim" dedim önce ve o umut yeşerdi ve düşüncelerimin büyük bir kısmını etkilemeye başladı. Evet birinci adım gayet başarılıydı ve sıra gelmişti ikinci adıma. Başlangıçta her şey yolunda gibiydi. Yolunda derken, yapmak istedigim seylerin yarısına yakınını yapabiliyordum. Bunları yapmaya çalışıyordum evet bir umudum vardı ama daha önemlisi hayatımn bir parçası olmuştu bunları yapmak artık. Bir yanım eksik kalıyordu yapmadıgım zaman. Hani bir telefon etmek, bir haykırmak hiç tanımadıgın insanlarla, hani görebilmek bir gülümşeyişi... Heyacalı olduğu kadar paha biçilemezdi de aynı zamanda. İşte tam buradayım şu an. Çabalamaya devam ediyorum ama bir cümle önce bahsettiklerimden daha zor aşamalara geldim sanırsam. Hani uzaktan bir şeyleri yapmak ve boyle bir anlatma metodu kullanmak zor sanırdım ama "konuşabilmek" daha zormuş anlaşılan. Zorlugu şu ki başlangıçta umut ederken yanınızda olan sizi destekleyen yine bir şeyleri uzaktan yapmaya çalışırken yanınızda olan aklınız, vücudunuz bir anda sizi yarıyolda bırakıyor. Sanki sadece ağzınız ortada ve bir şeyler yapmaya çalışıyor. Aklınız bu arada boş durmuyor tabii sacmala konusunda essiz yardımcınız. Ama biliyorum ki her şeyin sorumlusu uçan hollandalının bile baş edemedigi ve kutuya kitlemek zorunda kaldıgı bir parcası. Ben onun kadar bile sanslı degilim . O cıkarıp uzaga koyabilmis ama ben maalesef...
Son söz: Döndük galiba yine umut safhasına...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder