Bugun her sey guzel baslamisti. Sabah rotami cizmistim ve hazirdim artik Ulus`a dogru pedal cevirmeye. Aslinda ben hazir oldugumu dusunsem de bazi eksikler vardi bisikletimde. Sansliyim ki bu eksikleri yola cikmadan once farkedebilmistim. Zincirin bisikletimin iskeletine verdigi hasari farkettim ve sonra da en yakin bisiklet tamircisinin yolunu tuttum. Her sey burada basliyor aslinda. Sabahin erken saatinde cizdigim rotayi sonradan farkettigim bu ariza yuzunden degistirmek zorunda kalisim bugun basima gelenlerin nedeni bir anlamda. Neyse bu degisikligin ardindan nihayet yola cikabildim. Trafik yok denecek kadar azdi, kaldirimlar bostu adeta tam bisiklet surulebilecek gundu desem yalan olmaz.Yeni rotam evden basliyordu ve emek diye bilinen ve benim cocuklugumun gectigi mahalleden konya yoluna baglanarak devam edecekti. Eger bisikletimin boyle bir sorunu olmasaydi buraya hic ugramayacaktim direkt konya yolundan ulusa gidebilecektim. Ama ne denir sans iste... Ben yeni rotami da benimsemistim ve pedal cevirmeye devam ediyordum. Bir anda aklima Turkiye Is Bankasi`nda yapacagim bir is geldi ve rotama kucuk bir degisiklik daha yaparak emek mahallesinin 8. caddesine girmem gerekti. Bu cadde bugun diger gunlere gore az da olsa kalabalikti ve bisiklet kullanan biri icin tehlikeli bir trafik vardi. Ben bunu gormustum ve dikkatimi daha da arttirmis devam ediyordum surmeye. Saat 11.05 gibi bankadaki isim biter bitmez beni konya oluna cikartacak arayola dogru hareket ettim. Onumde 2 tane isik vardi gecmem gereken. Birincisini cok guzel bir sekilde gecmistim. Kendimi tam ikinciyi gececek sekilde hazirlamistim, isik benim gecmem gerektigini gosterince hafif bir sekilde hizlanarak kalkarken tam o anda isikta en onde duran arac insandisi bir varlik olan surucusunun haraket etmemesi gereken bir zamanda ara gaz vermesiyle ileri gitmeye calisti. Ben bunu gorunce refleks olarak gidonu saga dogru kirdim ve pedali biraz daha hizli cevirdim kacabilmek icin ve sansa bakin ki asfalt buyuk oranda motor yagiyla kapli oldugundan bu hizlanmayla beraber tekerleklerim kaydi ne yazik ki. Kendimi bir anda yerde buldum. Hani ilk basta hic bir yerimi hareket ettiremedim. Kafa ustu yere dogru ucmustum adeta. Ne yapacagimi bilmeden yerde yatiyordum. bir sure boyle kaldim. Sag olsun benim dusmeme neden olan surucu zahmet edip aracindan inmedi ama herkes onun gibi degildi ve yoldan gecen iki kisinin yardimiyla kaldirima kadar gidebildim. Ben olayin sokunu yasarken bana yardim edenlerden biri dudagin kaniyor dedi ve ayni anda elimi dudagima dogru goturdugumde durumun daha da kotu oldugunu farkettim. Simdi ikinci asamadaydik artik. Ne yapmama gerektigine karar vermem ve bir an once hastaneye gitmem gerekiyordu. Hemen orada elime tutusturulan bir kac parca mendili tampon yapmaya calistim ve ardindan hastaneye dogru pedal cevirmeye basladim. Basta bu iyi bir yontem gibi gelse de basim hafiften donmeye baslamisti ve benim daha hizli bir sekilde hastaneye gitmem gerekiyordu. Buna cozum olarak bisikletimi bir yere bagladim ve buldugum ilk taksiyle beraber hemen GAZI ACIL SERVISI. Coculugumda az gitmezdim, her hafta olmasa da iki haftada bir ziyaret etmezsem olmazdi :D eee tabi arayi acmamak gerek diye dusunerek direkt oraya gittim. Gider gitmez bana mudahele ederler dye dusuurken bir anda siranin en sonundaki hasta olarak beklemeye basladim acil bolumunde. Beklerken sagolsunlar kendimi tam bir yarali gibi hissettirdiler bana. Hemen boyunluk taktilar ardindan kaza sonucu oraya gelen insanlarin arasina oturttular. Tam bir ER ortamiydi anlayacaginiz. Karisiklik icinde bir duzen vardi ki benim anlamam inkansizdi bunu. Acil kapisi onunde bekleme bir sekilde sona erdi ve iceriye girmek icin izin geldi yaklasik 30 dakikanin ardindan. Iceride bir guzel anlattirdilar olayi bana. anlatirken dusundum ki iyi kurtulmusum yine. Ya o araba durmasaydi diye geliyor insanin aklina. Derler ya verilmis sadakamiz varmis diye. Durumun ozeti gercekten bu. Iceride hikaye faslindan sonra sira geldi uygulama safhasina. Teshis : Yuz bolgesinde iki bolgede acik yara ; Tedavi : Iki yere toplam 8 dikis. Adeta sokuk diker gibi. Bunu duyunca en yakinimdaki doktora sordum hemen klasik soruyu : Yasayacak miyim doktor ? O da ben bu soruyu sorunca benimle ilgilenmsi gerektigini dusundu herhalde hemen basladi okuyor musun hangi okul hangi bolum aaa benim orda arkadasim var selam soyle gibi yerlere geldi muhabbet. Ben mutluydum benle ilgileniyor diye ama konusmak cidden zor geliyor insana, bir de acik yara varsa yuzunde. Olsun sagolsun biraz oyaladi beni operasyon baslayana kadar. Neyseki onuda atlattik sag salim ve 8 dikisimle beraber yaziyorum bu yaziyi. Mutluyum onlarla sirin sirin yuzumde duruyorlar. Dikis deyince hemen ya iz kalirsa geliyor degil mi akliniza benim de geldi ve sordum tabii kalmaz dedi. Bunla da yetinmedim kalktim plastik cerrahiye gittim dedim olmus mu abi bu dikisler estetik acidan bir inceler misiniz. Doktorun cevabi beni cok rahatlatti : Helal olsun kim yaptiysa dedi, eline saglik. Bunu duyunca benim gogsum kabardi helal olsun dedim bana, iyi yerde diktirmisim. Sonra bu mutlulukla hastaneden ciktim, bisikletimi aldim biraktigim yerden ve eve gittim. Anlayacaginiz Ulus yalan oldu bugun. Ulusa fotograf cekmeye giderken fotograflik oldum :P Belki baska sefere giderim demiyorum cunku bugun cok radikal bir karar aldim : insanlarin yeterince bilinclendigini gormeden trafikte bisiklete binmeye son. Bisiklet benim icin hala guzel bir tutku su an ama sehir boyle dusunmuyor. Suruculer bisikletlilere adeta hareketli bir hedefmis gibi bakiyorlar. Ben hedef olmak istemedigim icin bu karari aldim. Ve tabii ki bisikletle ucmanin keyfine varmis olmam bu kararimin ne kadar dogru oldugunu bana gosterdi. Ama dagda tepede ben yine pedal ceviriyor olacagim.
2 Kasım 2010 Salı
Konuşabilir miyim?
Umut etmek, çabalamak ve başarmak...Bir süre öncesine kadar blogumun başlığını oluşturuyorlardı bu kelimeler. Aslında bir sürecin parçaları bunlar. Birini yapıyorsunuz tamamlıyorsuuz ve ikinciye öyle geciyorsunuz. İşte bu kısa süreç benim hayatımda izledigim bir yoldu kısa süre öncesine kadar. Blogumun adını degistirdigim zamandan düne kadar da bu üç kelime yine yön veriyordu yaptıklarıma. Neden şimdi degil derseniz. Bu bir beceriksizlik hikayesi.
Hikaye 1 sene öncesinde, ilk aşamanın hayata geçmesiyle başlıyor."umut ettim" dedim önce ve o umut yeşerdi ve düşüncelerimin büyük bir kısmını etkilemeye başladı. Evet birinci adım gayet başarılıydı ve sıra gelmişti ikinci adıma. Başlangıçta her şey yolunda gibiydi. Yolunda derken, yapmak istedigim seylerin yarısına yakınını yapabiliyordum. Bunları yapmaya çalışıyordum evet bir umudum vardı ama daha önemlisi hayatımn bir parçası olmuştu bunları yapmak artık. Bir yanım eksik kalıyordu yapmadıgım zaman. Hani bir telefon etmek, bir haykırmak hiç tanımadıgın insanlarla, hani görebilmek bir gülümşeyişi... Heyacalı olduğu kadar paha biçilemezdi de aynı zamanda. İşte tam buradayım şu an. Çabalamaya devam ediyorum ama bir cümle önce bahsettiklerimden daha zor aşamalara geldim sanırsam. Hani uzaktan bir şeyleri yapmak ve boyle bir anlatma metodu kullanmak zor sanırdım ama "konuşabilmek" daha zormuş anlaşılan. Zorlugu şu ki başlangıçta umut ederken yanınızda olan sizi destekleyen yine bir şeyleri uzaktan yapmaya çalışırken yanınızda olan aklınız, vücudunuz bir anda sizi yarıyolda bırakıyor. Sanki sadece ağzınız ortada ve bir şeyler yapmaya çalışıyor. Aklınız bu arada boş durmuyor tabii sacmala konusunda essiz yardımcınız. Ama biliyorum ki her şeyin sorumlusu uçan hollandalının bile baş edemedigi ve kutuya kitlemek zorunda kaldıgı bir parcası. Ben onun kadar bile sanslı degilim . O cıkarıp uzaga koyabilmis ama ben maalesef...
Son söz: Döndük galiba yine umut safhasına...
25 Ekim 2010 Pazartesi
Hey Millet Geri Döndüm Bloguma ...
Bloguma 4 aylık bir aradan sonra geri dönmemin bana vermiş olduğu mutlulukla başlıyorum yazıma. 4 ay demişken az bir süre değil tabii ki bu. Bir diğer açıdan benim de web dünyasında yazımın olmadığı bir 4 ay hiç de kısa değil ve kendime bu konuda hem sizin hem de kendi adıma kızdım ve yine kızıyorum huzurunuzda. Bu sürede Akın neler yaptı neler. Ama bu yazıda bunlardan bahsetmeyeceğim. Daha yakın tarihte geçen olaylardan bahsedeceğim.Bloguma bakarsanız BİLTEK yazısını göreceksiniz. O yazı yazılırken şu an içinde olduğum durumları düşünebilseydim kendime güler güler durur tekrar gülerdim. Her şey başta o kadar güzel planlanmıştı ki deyim yerindeyse tıkır tıkır ilerliyordu. Ben ve arkadaşlarım Biltek`i devralmıştık ve hepimiz bize kazandırılan bu sorumluluğun farkındaydık. Kazandırılan diyorum çünkü benim bu projeyi sırtlamam bir anda olmamıştı. Bütün bir sene boyunca yavaş yavaş almıştım bu sorumluluğu ve bu nedenle benimsemiştim yapacağım işi. İnsan rüyasında bile Biltek görüyorsa helal olsun kardeşim derler. Sen de bütün gücünle devam edersin. Ama gel gelelim hep kendimi düşünmüştüm buraya kadar. Ben dedim, IEEE ODTÜ dedim, bir de Biltek dedim yaptığım çalışmalarda ve düşüncelerimde. Hiç düşünemedim ki aynı çatı altında toplandiğim insanlar bu kadar değer veriyor mu aynı şeye, benle aynı açıdan bakabiliyorlar mı diye. Evet bunu sorgulamam biraz geç oldu ama geç olsun güç olmasın dedim ve sonuçlarına hazırladım kendimi. Her ne kadar hazırlanmış olsam da ileride görecektim önceden hazırlanmanın bir yararı olmadığını. Neyse hesaplar yapıldı ve yüzleşme oldu bir şekilde. Üzerine o kadar konuştuk ki olayın, sadece hiç hoş olmayan şeyler yaşadım diyerek burayı geçiyorum. Bu olaylar sırasında çevremdeki arkadaşlarımın IEEE ODTÜ diyince bunu nasıl yorumladıklarını çok kısa bir süre içinde görebildim. Evet bir senedir beraberiz bu çatı altında ama biz bu çatı altında hiç bir zaman yağmura yakalanmadık ve tavanın nasıl su akıttığını ve nerelerden akıttığını göremedik dolayısıyla. Bunu tecrübe etme fırsatı verildiğinde ise işte herkes ıslandı. Yağmur dindi belki şimdi ama çatı hala onarılmadı ve kimsenin de onarmaya niyeti yok anlaşılan. Bana sorarsanız ben gönüllüyüm bunu yapmaya ama destek yetersiz hani yok değil yardım etmek için etrafımda düşündüğümden çok insan var ama eksik olan şey tam destek. Buna ek olarak bir şey daha eksik. Onarımı yapacak elemanları bulduk diyelim çatının altındaki bölgenin onarım sırasında boşaltılması da gerekiyor. Hani bir şeyler yapmak istiyorsak bunu eski yöntemlerle yapamayız. Eğer yaparsak tekrar aynı sorunla karşılaşmayacağımızı kimse garanti edemez. Şimdi burada çatı benzetmesi yaptım ama bu benzetmenin yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Benim gidebileceğim tek çatı altı ne yazık ki burası değil. Hani kendi adına böyle düşünenler varsa üzgünüm böyle bir şeyin mantık sınırları içinde değeri yok. Burası benim gibi düşünenler için bir gelişim çatısı olabilir ve kısıtlı bir süre bunu altında kalabilir insanlar. Neden şu ki eskiler gitmezse yeniler nereye gelecek. Akıl var mantık var. Bunu da düşünmeli . Gitme zamanını, onarımı konuştuk. Geriye ne kaldı derseniz. Bu çatı altında ne yapmalı insanlar. Bence içinde bulunduğumuz durum içinde yapılacak şey, herkesin hedefinin olduğunun farkında olmak. Başkalarının bizi hedeflerimizden vazgeçirmesine izin vermemeli, bir diğer anlamda başkalarına kızıp kendimize zarar vermemeliyiz. Bir şeyleri düşünme ve onları yapabilme özgürlüğümüzü bu doğrultuda kullanmalıyız.
İnsanı insan yapan düşünebilmesiyse, duyguları ön plana koymanın mantığı nerededir peki. İşte bu son olaylar bana bunu da gösterdi. İnsanlar düşüncelerini duygularının önüne koydular ve yapmamaları gereken şeyleri yaptılar söylenmemesi gerekenleri söylediler. Bu konuda son olarak şunu söylemek istiyorum orada hala akmakta olan bir çatı var. Bunun farkında mısınız?
16 Mayıs 2010 Pazar
Biltek Yola Çıkıyor
Biltek çalışma grubunun kordinatörleri artık belli.Ve bu yazıyı yazmanın zamanının geldiğini düşünüyorum.Biltek ile yeni bir yola çıkıyoruz.YAYIN hayatına IEEE ODTÜ imzasıyla giriyoruz.Tecrübe şu an bizde en az olan şey ama istek ve arzu tecrübenin anahtarını sunuyor bize.Diğer bir değişle, sene sonunda iki sayı taş gibi Biltek'i elimize alınca, aynı zamanda tecrübelerimizi de elimize almış olacağız.Bu süreç içinde unutmamamız gereken bir şey de eğlenmek olacak.Neden mi çünkü eğlenebilirsek güzel şeyler ortaya koyabiliriz.Yaratıcılığımızı, motivasyonumuzu eğlenerek artıracak ve yorgunluğumuzu yine eğlenerek atacağız.Ben, Karden, Ece, Özümcan, Dilan,Özge, Emre ve bize katılacak olan diğer üyelerimizle Biltek altına imzamızı atacağız.Ben şimdiden herkese iyi eğlenceler diliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
